Anasayfa | Hakkımızda | Haberler | Fotoğraf Galerisi | Köşe Yazıları | Sizde Reklam Verin | İletişim
  Köşe Yazıları
 
 

Ahmet AKÖZ

FUTBOL ÖZERK Mİ?  -  ( 10.02.2010 23:25:46 )

 
Türkiye’de futbolun özerkliğinden bahsedenler ne kadar inanıyorlar?
 
 
Futbol artık bir sanayi haline dönüştüğünden bu işlerden çıkar sağlayanlar ezilip büzülüp el pençe divan durmaya, önüne gelen Federasyonlara ağam, paşam demeye devam edeceklerdir.
 
 
Yayın ihalesinden sonra yaşananlar ne ilkti, ne de olacak. Çünkü kulüplerin yayın ve reklam gelirleri ne kadar çok olursa, mali güçleri de yükselecek.
 
 
Bu gelirleri onlara sağlayanlar sonuçta ihale şartlarını yerine getiren kurum veya kuruluşlar.
 
 
Tabiki burada unutulmaması gereken Federasyon kurulu ve kulüpler birliğini de unutmayalım.
 
 
Bunda ne varda bunları yazıyorum diyeceksiniz. Aklıma takılanları sizlerde biliyorsunuz ama, sorulacak sorulara “adam sende sana bana mı kalmış” cevabı, ne işleri varsa kendileri görsünler dediğinizi duyar gibiyim.
 
 
Digitürk ihaleyi kazandıktan sonra ilk demeçlerinde kulüplerin nasıl, ne şekilde kaçar para kazanacakları kamu oyuna sunuldu.
 
 
 
Daha sonra bir açıklama Maraton programı sunucularından Erman Toroğlu ile yollarını ayırdıklarını, tarzlarının uyuşmaması sebeb gösterildi. Senelerdir bu program yayınlanmakta, şimdi mi tarz farklılığı gördüler.
 
 
 
Türkiye’de sivri dilli çok insan var. Kendilerine göre doğru söyleyenlerde var, rüzgarın yönüne göre konuşanda bol.
 
 
 
Erman Toroğlu, kendisi ile ilgili yol ayrımının kimler tarafından organize edildiğini ve uygulandığını duyumlarıyla açıkladıysa da, kanıtlayamayacağını söylüyor. Ama bazı güç odaklarının altını çizerek futbolun onlar tarafından yönlendirildiğini kısmen de olsa dillendiriyor.
 
 
 
 
Ah be hocam yıllardır tv’lerde eleştirdiğin, hor gördüğün, zaman zaman hakaret ettiğin hakemler sana yapılanlardan sonra acaba ne dediler.
 
 
 
Bugünlerde hakkında yazılan olumlu da, olumsuz da bir çok yazar fikirlerini beyan ettiler. Tabiki bende böyle bir olayı tasvip etmiyorum.
 
 
 
 
İnsanları hür iradesi ve düşünceleriyle kabul etsinler. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” zihniyetini de kabul etmiyorum ama, hiçbir suçu veya yanlışını kamu oyuna belgelemeden hakemliklerini bitirdikleri genç adamları da unutmadık.
 
 
 
Onların durumlarını kaç kişi biliyor veya aklına getiriyor. Erman hoca da birkaç zaman sonra belki de unutulacaktır.
 
 
 
Ne demiş büyüklerimiz, “Demokraside çareler tükenmez”
 
 
 
 
 
------------------------------------------------------------------
KALECİLİK ÜZERİNE
    
Futbolda önemli unsur neticedir.
 
 
Bazı müsabakalara tahminler yapılırken, sürpriz sonuçlar akıllara bile gelmez ama, bu sürpriz sonuçlar yıllardır vardır ve var olmaya devam edecektir.
 
 
Bununla birlikte futbolun, futbolcuların en kritik mevkisinden biride kalecilerdir.
 
 
Bir deyimle kalecilerin kaderini de hatırlayalım.
 
 
Kedi tuttuğunu yer, kaleci tutamadığını yer.
 
 
Kalecilik en nankör mevkidir.
 
 
90 dakikada mükemmel oynarsın, son dakikada umulmadık bir gol yersin bir anda tut kaka ilan edilirsin.
 
 
Ülkemizde buna örnek o kadar çok kaleci varki yazmaya kalksak işin içinden çıkamayız.
 
 
Kalecilik devamlılık isteyen, sürekli oynayarak tecrübe kazanılan ve istikrarlılık istenilen bir mevki.
 
 
Futbolcularla kondisyon antrenmanı yaparlar, istasyon çalışmalarına da katılırlar, sürat, çabukluluk egzersizlerini de yaparlar, salonda ağırlıkta çalışırlar, bir de yetmezmiş gibi kaleci antrenörü ile kaleci antrenmanı yaparlar.
 
 
 
Müsabakada en geriden önce defansını, sonra orta saha oyuncularını sürekli konuşarak ikaz etme mecburiletindedirler.
 
 
Top kendisine geldiğinde oyunu en iyi bir şekilde başlatmaları gerekmektedir.
 
 
Kalecilerin top kontrolleri ve teknikleri de iyi olmak zorundadır.
 
 
 
Topu oyuna elle başlattıkları gibi, ayaklarını da iyi kullanabilmeleri gerekir.
 
 
 
Ne yazık ki, nedense ülkemizde kendi evlatlarımıza vermediğimiz değerleri, elin yabancılarına gözü kapalı veriyoruz.
 
 
 
Buradan bu sezon için örnek verecek olursak, buna Galatasaray ve Trabzon’dan daha iyisi olmaz derim.
 
 
 
Galatasaray’da Aykut ve Ufuk gibi genç istikbal vadeden yetenekler, biri yedek diğeri tribünde, hele de Leo Franco’nun yediği gollere bakın.
 
 
 
Kaç maç oynamış, kaç gol yemiş, maç başına ortalaması nedir?
 
 
 
Aynı durum Trabzonspor için de geçerli, iki genç Tolga ve Onur varken Tony Sylva oynamakta idi, onun da durumu ortada.
 
 
 
Bursaspor’da İvankov bu sene takıma çok şey kattı, Lig 3.lüğünde payı çok.
 
 
 
Arkasında bekleyen Yavuz ve Ceyhun genç eldivenler, inşallah İvankov’dan iyi dersler çıkarırlar ve Bursaspor’un geleceğinde kaleci arayışlarının içine girmezler.
 
 
 
Bu yazıyı niye yazdım. 21 yıl kalecilik yaptım, kaleciliğin ne kadar bıçak sırtı bir konumda olduğunu yediğim gollerde, kurtardığım penaltılarda, oynadığım maçlarda gayet iyi biliyorum.
 
 
 
O üç direk arasına geçtiğiniz vakit, ne kadar yalnız olduğunuzu bir siz, bir de Allah bilir.
 
 
 
Onun için kaleciler her zaman hazır olmak, iyi olmak ve istikrar sağlamak zorundadır.
 
 
 
 
Son günlerde gündeme gelen kaleci sakatlıkları ve kaleci hatalarından esinlenerek hatırlatalım dedik. Kalın sağlıcakla…..
 
 
 
 
 ERHAN SÖNMEZ VE DÜŞÜNCELERİM
Türkiye Süper Ligi’nde ilk yarı sona erdikten sonra 2010 yılında Fifa’da görev yapacak hakem ve yardımcı hakemler açıklandı.
 
 
Bildiğiniz üzere Fifa yardımcı hakemlerinden Erhan Sönmez, Bursamızdan yetişme Bulgaristan göçmeni bir ailenin evladı.
 
 
Hakemliğe Bursa’da başladı ve Süper Lige kadar yükseldi. Daha sonra öğrenim hayatı nedeniyle Gaziantep’e gitti.
 
 
Oradaki hakemlik yaşantısı kendisine Fifa yardımcılığını tırnaklarıyla kazıyarak getirdi.
 
 
Daha sonra askerlik durumu, ona 1 yıllık Fifa yardımcığından ayrılma durumuna getirdi.
 
 
Geçtiğimiz yıl tekrar Fifa yardımcı hakem olan Erhan Sönmez, bu yıl kendi isteğiyle Fifa yardımcı hakem kokartını bıraktı.
 
 
Tabi ki gönül istemezdi ama Erhan Sönmez bayrak hakemliğini, düdük hakemliğine çevirmeyi tercih etti.
 
 
Geçtiğimiz yıllarda Koray Gengerler ve Serkan Çınar’ın düdükte karar kılıp Süper Lig kadrolarına girmesi Erhan’ın önünde birer örnek olup, düşlerinin gerçeğe dönüşmesini dilerim.
 
 
Erhan Sönmez klasman hakemi konumuna dönüşünde tabi ki MHK’deki yöneticilerinin de telkinleri vardır.
 
 
Çünkü bir Fifa yardımcı hakem kolay kolay geriye dönüpte 2 veya 3 yılını (Düdükte yükselmesi garanti değil) heba etmez.
 
 
Bildiğiniz gibi Bursa’da 4 tane daha klasman hakemi var. Cem İyihuylu, Mehmet Kara, Mehmet Efe ve Abdurrahman Lale.
 
 
 
Süper Lig hakemi iken askerde klasman düşen Cem İyihuylu, şuanda diğerlerine nazaran bir adım önde.
 
 
Mehmet Kara’da geçtiğimiz günlerde umut vadeden hakemler kadrosuyla Antalya’da seminere çağrılmıştı.
 
 
Buna karşılık devre arasında olası bir MHK değişikliği, ne getirir ne götürür bilinmez.
 
 
Bursa’nın Süper Lig hakemine ihtiyacı var.
 
 
Hakem camiasının onuru ve gururu bir hakeme, hatta sayıların çoğalması, alttan gelen hakemlere örnek teşkil edeceği bir gerçek.
 
 
Bunun içindir ki; Tüm taban birlikteliğinin desteği şart.
Bunu Bursa için yapmak boynumuzun borcu.
 
 
Kamil Çetin, futsal’da Fifa kokartı taktı. Kendisini tebrik eder, başarılarıyla övünme dileklerimle, Allah utandırmasın derim..
 
 
 
 
 
 
 
 

Ali YAZIR

YAYIN İHALESİ NELERİ DEĞİŞTİRECEK VE BEKLENTİLER  -  ( 24.01.2010 17:19:31 )

   
 321 Milyon dolar çok kişinin gözlerini açtı.
 
 
Rekor bir rakamı vererek yayıncı kuruluşun tecrübesi doğrultusunda! yeniden yayın haklarını alması bir çok soruyu gündeme taşıdı. Beklentiler arttı.
 
 
            Bu paranın dağıtılmasında izlenecek yol yordam ne kadar adil olacak bunu tabii ki zaman gösterecek.
 
 
Üç kategoride yarışan profesyonel lig takımlarının arasında pay edilmesi, basında heyecanla vurgulandı.
 
 
Kulüplerimizin ekonomik bakımından rahatlayacağı ifade edildi.
 
 
Yönetici bulamayan takımlarda yönetici olmak kavgası başlayacak sanırım.
 
 
 
            Bu paranın Türk futboluna sağlayacağı fayda sadece ekonomik olarak olacaksa, bu birilerin zengin olmasını ortaya çıkaracaktır.
 
 
Türk futbolunun kalitesini arttırmak için kullanılacaksa o zaman eyvallah.
 
 
 
            Türkiye Futbol Federasyonu yeniden yapılanmanın planlamasını yapmalı.
 
 
Uygulanan sistemin varsa eksik ve yetersiz olan yerlerinin iyileştirilmesi için çok ciddi bir çalışmanın başlatılması gerekir.
 
 
 
            Bugün 2.ve 3.Ligler perişan halde.
 
 
Yöneticiler ve futbolcular ciddi sıkıntı içindeler.
 
 
Futbolcular hem sosyal haklarını hem de ekonomik haklarını alamamakta iş tesadüflerle yürümekte.
 
 
 
            TFF yaptığı açıklamakta 3.Ligde mücadele eden 53 spor kulübünün amatörleşeceğini ifade etti.
 
 
Bu ise yaklaşık 2000 profesyonel sporcunun işsiz kalması demek.
 
 
Yayın hakkından gelecek paradan kimlerin pastası daha çok büyüyecek?
           
 
Ülkemizde bir de Amatör Futbol gerçeği var.
 
 
Son yıllarda TFF amatör futbolu tamamen kapatmak istemekte.
 
 
Amatör futbolu yönetenlere ve amatör futbolculara hiçbir değer vermemekte ve onların işlerini ısrarla zorlaştırmaktadır.
 
 
Yıllık Amatör takımlardan işlem ücreti adı altında alınan ülke genelinden toplam yaklaşık 25 milyon lira (eski para ile trilyon)  bunun en güzel delili değilmidir?.
 
 
 
            321 milyon dolardan amatör takımların hakkı yok mudur? 321 milyon dolardan ne kadar faydalanacaktır.
 
 
 
            Amatör futbolu profesyonel takımların altyapısı olarak görmeyen TFF o zaman ülkemizdeki yaklaşık 25 milyon gencin spor yapmasına nasıl katkı sağlamayı düşünmektedir.
 
 
 
            Bu sene uygulamaya konan Akademi ligleri, profesyonel liglerin altyapısı olarak düşünülüyorsa o zaman sınırlı sayıda genç sporcu arasından profesyonel takımların oyuncu ihtiyacı sağlanmış olacak ki bu sayı yeteneklerin ortaya çıkması için yeterli değildir.
 
 
 
            Dünya ortalamalarında Amatör takım sayısı oranı en az 1/200 ler civarında iken Ülkemizde sayı 40 amatör takıma bir profesyonel takım düşmektedir.
 
 
Standardın yakalanmasıyla sayısı 225 bin olan amatör sporcu sayısını 1.500.000  (bir milyon beşyüz bin) lere çıkaracak gençlerimiz hem spor yapacak hem de yeteneklerini sergileme şansı bulacaklardır.
 
 
Futbol oynayan genç sayısı arttıkça yıldız oyuncu sayısı o orantıda artacaktır.
 
 
İş TFF düşmektedir. Amatör futbol köstek yerine tamamen ciddi anlamda desteklenerek tesis, malzeme ve Antrenörlerin eğitimleri ve gelişimleri için amatör kulüplere ücretsiz bir planlama zorunlu hale gelmiştir.
 
 
 
            Sokaktaki gençlerimizin kötü alışkanlıkların ve kötü emelline alet etmek isteyen kişilerin ellerine atmamak için bu tür bir çalışmanın mutlaka planlanması milli bir sorumluluk olmuştur.
 
 
 
            TFF yıllık bütçesinden çok küçük oranlarla bile Türk futboluna çok sayıda yetenek kazandırmasına yetecektir.
 
 
 
            Zaman hızla geçmektedir. İsviçre son üç yıldır kendi ülke modelini oluşturmuş ve hızla ürünlerini almaya başlamıştır.
 
 
Daha önce paramız yok diyerek mazeret üretilirdi.
 
 
Şimdi para var imkan var. Ama icraat…
           
 
Sabırla Amatör takımlarımız, gençlerimiz futbol adına TFF’undan kendilerine uzanacak yardım elini bekliyor.
 
---------------------------------
AKADEMİ LİGLERİ
Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) bu sene uygulamaya koyduğu 1997 doğumluların U-13, 1996 doğumluların  U 14, 1995 doğumluların   U-15, ve 1994 doğumlu sporcuların oynadığı U-16 yaş deplasmanlı Akademi lig programları Türk futbolu için büyük yenilik.
 
 
Özel şartları uyan, öncelikle profesyonel lig takımlarının katılımının sağlandığı U 14 ve U 15 ligine Bursa’dan Bursaspor ve Oyak Renault takımlarımız  katılırken, U 16 ligine Bursa’dan sadece Bursaspor katılıyor.
 
 
Müsabakalar hafta sonları deplasmanlı olarak yapılıyor.
 
 
U-14 ve U-15 takımlarının maçları aynı gün aynı yerde  arka arkaya oynanmaktadır.
 
 
Bu müsabakaları Bursaspor Vakıfköy Tesisleri’nde oynarken, Oyak Renault Veledrom İç Sahası’nda oynamaktadır.
 
 
İzleyenlerin büyük keyif aldığı müsabakaların iyi tanıtılmaması nedeniyle fazla seyirci karşısında oynanmıyor.
 
 
Geleceğin yıldızlarının sahne aldığı bu ligler izleyenler için ayrı bir zevk ve heyecan veriyor.
 
 
Vakıf sahasında tribün olmaması seyirci için sıkıntı oluştursa da, yıldız adaylarını izlemenin verdiği keyif her türlü olumsuzluğu ikinci plana itiyor.
 
 
Bursaspor tribün sorununa acilen çözüm üretmeli.
 
 
 
 U -14 ve U-15  liginde Marmara grubu 10 takımlı ligin ikinci yarı müsabakalarında ilk maçlar oynandı.
 
 
Bursaspor fırtınası devam ediyor.
 
 
Bursaspor ve Oyak Renault aynı grupta mücadele ediyor.
 
 
İnegölspor’un bu liglerde takımı maalesef yok.
 
 
Rakipleri, Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Sakaryaspor, Çanakkale Dardanel, Kartalspor, Pendikspor ve İst.Büyükşehir Belediyespor.
 
 
 
Bursaspor  U-18 ve  U-16 Liginde grubunda lider, U-15 ve U-14 liginde Beşiktaş’ın ardından her iki yaş grubunda ikinci sırada.
 
 
 
Bursaspor alt yapı çalışmaları ile ülkemizin model takımı.
 
 
Amatör şube sorumlusu yönetici Necmettin Kocaman’ın başkanlığında son günlerde amatör takımları ziyaret ederek kapılarını açması kent potansiyeli ile bütünleşmeyi gerçekleştirme programı ilgi topluyor.
 
 
 
Altyapı sorumlusu Faruk Korkmaz önderliğinde yetenekli oyuncuların seçimi ve bu yeteneklerin gelişimi bakımından yapılan planlama ve çabalarla  Bursaspor’un  geleceğini garanti altına alma çalışmaları son sürat devam etmekte.
 
 
 
Yıllardan beri Bursa amatör takımları ve çevre illeri tarayarak Bursaspor’a yıldız adayı oyuncuları kazandıran yetenek avcısı Yılmaz Burul hoca U-14, Musa Öztürk U-15, Ayvaz Öztürk U-16, Ahmet Bağcıoğlu U-13, Tahsin Tam A-2, Ali Aköz 18 yaş takımlarının sorumlu antrenörleri olarak görev yapmaktalar.
 
 
Yeni Sercan ve Volkan’ların  Türk futboluna kazandırılması, vitrine çıkarılması Bursaspor’un sınıf atlaması demektir.
 
 
İskelet kadronun altyapı kaynaklı olması, hedeflerin büyümesi, istikrarın sağlanması ve başarının sürekliliğini yakalamak bakımından çok önemlidir.
 
 
Altyapılardan yıldız oyuncu üretmeyi süreklilik haline getirmek, Türk futbolu adına bir görev ve sorumluluktur.
 
 
 
Bursaspor tesislerini modernleştirerek ve çalışma sistemlerini geliştirerek, ulaşılmayan yetenek kalmayacak  şekilde önce bütün Bursa’yı sonra ülkemizi ısrarla taramalı, herkesin kıskandığı örnek, bilimsel çalışmaları ciddiye alan ve kendi markasını oluşturup satan  bir kulüp olmalıdır.
 
 
 
  

--------------------------------------------------------------------------- 

 AMATÖR FUTBOLDA  “BURSA MODELİ” OLMALI
Amatör futbol sevdadır, heyecandır, hırstır, fedakarlıktır, karşılıksız sevgidir.
 
 
200’e yakın amatör kulübümüzün bulunduğu Bursa’mızda değişik yaşlarda yaklaşık 10 bin sporcu ter döküyor. Sıcak soğuk demeden hünerlerini gösteriyor.
 
 
            Ülkemizde yaptığı  yeniklerle haklı saygınlığı bulunan Bursa’nın  futbol yönetimleri, son yıllardaki istekleri karşılayamama, hizmetlerin yeterli seviyede olmaması nedeniyle şikayetlerin merkezi olmuştu.
 
 
 
            Bu sene yapılan ASKF başkanlık seçimleri sonunda; yıllarını futbol yöneticiliğinde geçirmiş, Bursa amatör futboluna büyük hizmetleri olan Cemal Vardar, seçim sonucu ASKF’nin başkanı oldu.
 
 
Göreve geldikten sonra yaptığı ziyaretler, kulüp toplantıları, sorunlar altında inleyen amatör futbol potansiyelini arkasına alarak bu gücün lokomotifi olma adına taşın altına elini cesaretle koyması takdire şayandır.
 
 
ASKF bünyesinde futbol il temsilciliği görevine seçilen  Cem Gençoğlu, ekibi ile birlikte   Bursa futboluna kaldığı yerden ivme kazandırmaya devam etmektedir.
 
 
 
ASKF, futbolun en üst seviyesini çatıyı temsil ediyor.
 
 
ASKF Amatör kulüplerin evi, dertlerinin dinlendiği güçlü bir federasyon.
 
 
Kulüplerimiz olmazsa, ne antrenör ne hakem nede sporcu olur. Kulüplere yapılacak destek futbolun geleceği ile direk etkili. O zaman bu yapı güçlenmeli.
 
 
 
Amatör spor kulüplerinin güçlenmesi için neler yapılabilir. İşte önerilerim.
           
 
 
Amatör spor kulüplerinin sporcuları için çabuk kuvvet, teknik ve kondisyon testleri ve çeşitli kaynak ve materyaller  için bir merkezin oluşturulması.
 
 
 
            Konfederasyon bünyesinde kulüp yöneticiliği, liderlik ile ilgili seminer kurs gibi kurum ve kişisel gelişim etkinliklerinin düzenlenmesi.
 
 
            Her sene sonu ya da başında yıl sonu değerlendirme ve yeni döneme hazırlık çalıştaylarının  yapılması.
 
 
            Kulüplerimizin yıllık malzeme ihtiyaçlarının  sponsorluk yasası kapsamına uygun  sponsorlar  bulunarak karşılanması veya desteklenmesi.
 
 
            ASKF olarak her sezon başı ve sonu liglerin özelliğine göre almanak hazırlanarak sezon özellerinin kayıt altına alınması.
 
 
            Bursa amatör futbolunun tarihçesi ile ilgili bir müze oluşturulması.
 
 
            ASKF çatısı altında önce bir yıllık daha sonra üç ve beş yıllık stratejik planlama yapılarak futbolda il hedefleri belirlenmeli. (hedef olarak liglerde milli oyuncu sayısının ve profesyonel takım sayısının artması v.b gibi)
 
 
Saha başına düşen takım sayısının azaltılması. (Bursa’da örnek 20 saha varsa 200/20=10 takıma bir saha gibi)
           
 
Kulüp başına düşen sporcu sayısının her geçen yıl arttırılması.
 
 
            İlköğretim ve ortaöğretim kurumları ile kulüp işbirliğinin resmi protokollerle kardeş kulüp veya okul ilişkisinin yaygınlaştırılması.
 
 
            Bu sene uygulamaya konulan, özel şartları olan Akademi ligine katılan takım sayısının Bursa’da çoğaltılması.
 
 
            Bursa’da üstü kapanabilir bir suni çim saha yapılarak kış aylarında maç saatlerinin gece-gündüz  oynatabilir hale getirilmesi.
 
 
            Bursa’da yaşayan 6-18 yaş arası yaklaşık 300 bin genci kucaklayacak organizasyonlarla TFF ile birlikte işbirliği yapıp gençleri futbola teşvik edecek çalışmaların yapılması.
 
 
En çok sporcuya hizmet veren kulüplerimiz ödüllendirilmeli.
 
 
 
             Bu sene duyurulan Amatör futbol müsabaka takviminin her yıl eksiklikler giderilerek  yayınlanması belirsizliği ortadan kaldırması bakımından çok önemli bir karardır. İyi bir başlangıç olmuştur.
 
 
 
            Bursa’da futbol, bilimin merkezi Uludağ Üniversitesi ile bütünleştirilmeli. Bursa modeli oluşturmada teknik yardım alınmalı.
 
 
            Ülke futbolunda söz sahibi olmak  lobi oluşturmak için  çalışmaları yapılmalı.
 
 
Yetenekli ve becerili insanlarımız merkezi yönetimlerde görev alması  teşvik edilmeli desteklenmeli.
 
 
İlçe ve merkez ilçe takımlarıyla belirlenen bir takvimle ayrı ayrı bilgi paylaşım toplantıları yapılmalı.
 
 
Bu toplantılarda kulüp yöneticileri, sporcular, hakemler ve antrenörler kendi özel ve genel anlamdaki sorunlarını ortaya konularak Bursa futbolunun aciliyet sırasına göre sorunları belirlenmeli.
 
 
Bu sorunların çözüm önerileri aranmalıdır.
 
 
Bu önerileri çoğaltmak mümkün. Çözüm için ASKF’de takım çalışmasına ne dersiniz…
 
 

Mehmet UYGUR

ANTRENÖRÜN SESLENİŞİ  -  ( 26.11.2009 00:29:34 )

 
Met edilmek istemem bu benim şiarımdır Erenler bahçesinde goncalar derenimdir .
Atsız bir kahramanız Vatan’ın her yerinde Unutulur gideriz, yılın sonsuz gününde.
Eğilmedim, eğilmem, davamda hep ileri Hedefîm belirlenmiş Atatürk ilkeleri Eğitim ordusunun olmuşuz bir neferi. Yürürüz arşa kadar, hep ileri, ileri..
            Saygı ve sevgi duyduğum okuyucularım, sizlerle bütünleşerek yarınlarımız dediğimiz çocuklarımızı 21. yüzyıla taşırken, vakit kaybetmeden kendimizden başlayarak uzanabileceğimiz en son noktaya kadar, sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz.
            Aile, okul, kurum ve kuruluşlar, sosyal cemiyetler; insanın, insan olmasında en önemli faktörlerdir.
Dünya’da en büyük yatırım insana olan yatırımdır.
Bunu gerçekleştiren devletler dünyaya hükmetmektedir.
Çare onlarda değil bizlerdedir.
Silgi kullanmadan resim yapma sanatına “Hayat” diyoruz.
            Bizler silahımızdan önce, kafamızı kullanmalıyız.
Karanlığa küfreden, karanlığa ıslık çalan gençler yerine grekoromen düşünceyi benimseyen gençler yetiştirmeliyiz...
            Bilgiyi kimde görürseniz isteyiniz, hatta dileniniz.
Çünkü beyinde kalırsa bir gün toprak altında çürür.
Oysa başka beyinlere akan bilgi daima ışıldar ve parlar.
 Ruhu dost ve muhabbet mührüyle damgalı, kalbi ülke davasıyla sevdalı, sinesi heyecan, coşku ve şükür notalarıyla örülmüş güzel insanların ülkesi Büyük Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Öğretmenler Gününü ve Mübarek Kurban Bayramını kutlar, hayırlara vesile olmasını Yüce Mevla’mdan dilerim.
Karanlıklar kıymetli insanları tüketerek aydınlanır mı?…
Üretmeyen insan bağımsız özgür müdür?...
Ne mutlu Türküm Diyene!
                              Saygı ve sevgilerimle…
 
Telif hakkı Bursaamator.com'a aittir. 2009-2010. Tüm hakları gizlidir. Şartlar ve Koşullar - Gizlilik Sözleşmesi - İletişim